Dünya Sulak Alanlar Günü Sulak Alanlar ve Geleneksel Bilgi: Kültürel Mirası Kutlamak

Dünya Sulak Alanlar Günü Sulak Alanlar ve Geleneksel Bilgi: Kültürel Mirası Kutlamak

Dünya Sulak Alanlar Günü, her yıl 2 Şubat’ta kutlanan uluslararası bir farkındalık günüdür. 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde kabul edilen Sulak Alanlar Sözleşmesi’nin yıldönümünü anmaktadır. On yıllardır bu özel gün, hükümetleri, sivil toplum kuruluşlarını ve yerel toplulukları sulak alanların korunması için bir araya getiriyor. Bir dönüm noktası olarak, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2021 yılında aldığı 75/317 sayılı kararla bu günü resmen tanımıştır.

Sulak alanlar; ne tamamen kara ne de bütünüyle sudur. Mevsimlere göre değişen sınırları, taşkınlarla genişleyen yüzeyleri ve geçişken doğaları nedeniyle uzun yıllar “belirsiz” alanlar olarak görülmüş, bu da çoğu zaman kurutulmaları ya da dönüştürülmeleri gerektiği algısını doğurmuştur. Oysa bugün biliyoruz ki bu belirsizlik, doğanın en güçlü denge mekanizmalarından birini temsil eder.

Dünya yüzeyinin yalnızca yaklaşık %6’sını kaplamalarına rağmen, küresel biyoçeşitliliğin ortalama %40’ı sulak alanlarda yaşar ve ürer. Bu nedenle sulak alan kaybı; biyoçeşitlilik krizi, su güvenliği ve iklim değişikliğiyle mücadele başlıklarıyla doğrudan ilişkilidir.

Geleneksel Bilgi ve Kültürel Mirasın Önemi

Dünya Sulak Alanlar Günü, yalnızca ekosistem hizmetleri açısından değil; aynı zamanda kültürel miras, geleneksel bilgi sistemleri ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde de ele alınması gereken küresel bir farkındalık günüdür. Son yıllarda tematik odağın geleneksel bilgiye yönelmesi, modern çevre yönetimi yaklaşımlarının eksik bıraktığı alanlara ışık tutmaktadır.

2026 yılı teması, doğa ile kültür arasındaki güçlü bağa dikkat çekmektedir. Yerli halkların ve yerel toplulukların nesiller boyunca geliştirdiği geleneksel uygulamalar, sulak alanların korunmasında önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Bu yaklaşım, geçmişin bilgeliğini günümüzün koruma stratejileriyle buluşturmanın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Ekosistem Hizmetleri ve Görünmeyen Ekonomik Değer

Sulak alanlar; tatlı su temini, gıda üretimi, biyolojik çeşitlilik, sel kontrolü, yeraltı suyu yenilenmesi ve iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması gibi sayısız ekosistem hizmeti sunar. Ancak bu alanları yalnızca sağladıkları hizmetler üzerinden değerlendirmek yeterli değildir.

Sulak alanlar, birbirine bağlı süreçler üzerinden işleyen bütüncül sistemlerdir. Bir işlevde yaşanan zayıflama, tüm ekosistemi zincirleme biçimde etkiler. Bu nedenle sulak alan kaybı, tekil bir çevre sorunu değil; sistemsel bir ekolojik kırılma olarak ele alınmalıdır.

Global Wetland Outlook 2025: Çarpıcı Veriler

Global Wetland Outlook 2025 raporu, sulak alan kayıplarının geri döndürülemez eşiklere yaklaştığını ortaya koymaktadır. 1970 yılından bu yana küresel ölçekte doğal sulak alanların %22’si yok olmuştur. Bu kayıp, yaklaşık 400 milyon hektardan fazla alan anlamına gelmektedir. Kalan sulak alanların yaklaşık %25’i ise kötü durumda olarak tanımlanmaktadır.

Daha uzun vadeli bir perspektiften bakıldığında tablo daha da çarpıcıdır: 1700’lerden bu yana küresel sulak alanların yaklaşık %90’ı tahrip edilmiştir. GWO 2025’e göre yok olan sulak alanlar, küresel ölçekte 39 trilyon dolarlık ekonomik faydayı tehlikeye atmakta; afet riskini artırmakta ve su kalitesini düşürmektedir. Buna rağmen sulak alanlar, ulusal planlama ve ekonomik karar alma süreçlerinde hâlâ yeterince dikkate alınmamaktadır.

Ramsar Sözleşmesi COP15 ve Küresel Mücadele

Ramsar Sözleşmesi’nin 15. Taraflar Konferansı (COP15), 23–31 Temmuz 2025 tarihleri arasında Zimbabwe’nin Victoria Falls kentinde, “Ortak Geleceğimiz İçin Sulak Alanları Korumak” temasıyla gerçekleştirilmiştir. Toplantıda, 2025–2034 Ramsar Stratejik Planı kabul edilerek bozulmuş ekosistemlerin %30’unun restorasyonu ve kara ile su alanlarının %30’unun korunması hedefleri desteklenmiştir.

Ancak finansman, veri paylaşımı ve kurumsal kapasite konularındaki eşitsizlikler dikkat çekmeye devam etmektedir. Ramsar alanlarının yaklaşık %75’i için güncel ekolojik verinin bulunmaması, uygulama ve izleme kapasitesini ciddi biçimde sınırlamaktadır. COP15, sulak alan kaybının küresel bir kriz olduğunu net biçimde ortaya koymuştur.

Yerelden Küresele Sorumluluk

Viaport Marina Tuzla olarak, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalık çalışmalarını destekliyoruz. Özellikle çocuklara yönelik düzenlediğimiz atölye çalışmalarıyla, doğayla erken yaşta bağ kurmalarını sağlıyor ve onları geleceğin bilinçli çevre koruyucuları olmaya teşvik ediyoruz.

Bu kapsamda, her hafta sonu 15:30–16:30 saatleri arasında ViaSea Akvaryum’da gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle, doğa bilincini birlikte büyütmeye davet ediyoruz.

Kaynak,

  1. Convention on Wetlands. (2025).
  2. World wetland day 2026-Geneva Environment Network
  3. Ramsar Convention. (2025). 15th Meeting of the Conference of the Parties (COP15), Victoria Falls, Zimbabwe, 23–31 July 2025.